Paylaştım  

Atlantis’in Gizemi Bilinmeyen mi Olması? - Kayıp Şehir Atlantis Hakkında

Serbest Mekan İçinde Atlantis’in Gizemi Bilinmeyen mi Olması? - Kayıp Şehir Atlantis Hakkında Konusu , Kayıp Şehir Atlantis Hakkında - Atlantis’in Gizemi Bilinmeyen mi Olması? Atlantis Atlas’ın adası Platon’un Timaeus ve Critias kitaplarında bahsettiği efsanevi batık bir kıta ve uygarlık. Platon’a göre Atlantis “Herkül Sütunları’nın ...


Go Back   Paylaştım > Her Telden > Serbest Mekan

Serbest Mekan Forumda bölümü olmayan tüm konuları buraya açabilirsiniz.

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-07-2009, 00:29   #1 (permalink)
Administrator
 
KoraY_c - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Aug 2008
Konum: Ankara
Mesajlar: 8.285
Konular: 2854
Teşekkür Etti: 7.082
Teşekkür Aldı: 5.691
Rep Gücü: 200
Rep Puanı: 38670
Rep Derecesi : KoraY_c has a reputation beyond reputeKoraY_c has a reputation beyond reputeKoraY_c has a reputation beyond reputeKoraY_c has a reputation beyond reputeKoraY_c has a reputation beyond reputeKoraY_c has a reputation beyond reputeKoraY_c has a reputation beyond reputeKoraY_c has a reputation beyond reputeKoraY_c has a reputation beyond reputeKoraY_c has a reputation beyond reputeKoraY_c has a reputation beyond repute
Arrow Atlantis’in Gizemi Bilinmeyen mi Olması? - Kayıp Şehir Atlantis Hakkında


Kayıp Şehir Atlantis Hakkında - Atlantis’in Gizemi Bilinmeyen mi Olması?

Atlantis Atlas’ın adası Platon’un Timaeus ve Critias kitaplarında bahsettiği efsanevi batık bir kıta ve uygarlık. Platon’a göre Atlantis “Herkül Sütunları’nın ötesinde” yer alan Batı Avrupa ve Afrika’nın birçok kısmını fetheden ve Solon’un zamanından 9000 yıl önce (yaklaşık M.Ö.9500) Atina’yı fethetmeye çalışan ancak başarılı olamayıp bir gecede okyanusa batan bir uygarlıktır. Platon’un diyaloglarında gömülü bir hikâye halinde olan Atlantis genellikle Platon tarafından kendi politik teorilerini anlatmak için yaratılmış bir efsane olarak görülür. Bir çok akademisyen için Atlantis hikâyesinin amacı belirgin olmasına rağmen Platon’un hikâyesinin nekadarının eski hikâyelerden derlendiği bir tartışma konusudur. bazı akademisyenler Platon’un hikâyeyi Thera yanardağ patlaması veya Troya Savaşı’ndaki bazı öğelerle oluşturduğunu savunurken bazıları ise M.Ö. 373′te gerçekleşen Helike’nin yıkımı veya M.Ö. 415-413 yılları arasında gerçekleşen Atina’nın başarısız Sicilya işgali gibi olaylardan esinlendiğini savunurlar.




M.Ö. 421 yılında Sokrates’in evindeki bir Felsefe sohbetinde Atinalı devlet adamı Kristias dedesi Dropides’in kendisine naklettiği efsaneyi hikâye eder. Hikayeyi dede Dropides’e nakleden ünlü Yunanlı şair Solon’dur. Solon’un gösterdiği kaynak ise Mısır’da bulunduğu dönemde tanıştığı Mısırlı bir keşiştir ve Keşiş’e göre Atlantis ‘e ilişkin olaylar M.Ö. 9000 yılında gerçekleşmiştir. Plutarkhos’a göre Sais şehrinde Solon’a ders veren rahibin adı Sonchis idi. İskenderiyeli Clemens’e göre bu aynı zamanda Pythagoras’a ders veren Mısırlı rahibin adıdır. Platon’un hem Kritias hem de Solon’la akrabalığı vardı. Ayrıca kendisi de Mısır’ı ziyaret ederek birkaç yıl kalmış ve inisiye olmuştu. Onun için bazı Atlantologlar onun Atlantis konusunu yazmadan önce bu konuda bilgileri topladığı fikrindeler. Platon(eflatun)’a göre bu kıta çok zengindi ve soylu insanlar tarafından yönetiliyordu.Bir felaket sonucu okyanusun sularına gömülmüştü. Kur’an’da “Ad kavmi” diye de geçer Ad-land; Ad Ülkesi demektir. Kimi araştırmacılar İbranice’deki ilk insanı belirten ve adama sözcüğünden gelen “Adem” Sanskrit dilinde “ilk başlama” anlamına gelen ve Aryenler’in ilk konuşan insan türüne verdikleri ad olan “Ad-i” Frigler’in “Attis” Kafkasyalılar’ın “Adige” Polinezyada’daki “atea” Truva öyküsündeki “Ate” Aztek mitolosindeki “Atzlan” (ada) ve Türkçe’deki “ad” “ada” “ata” sözcükleri ile “Ad” kavminin adı arasında etimolojik bir bağlantı olabileceği düşünülmektedir.





Erken zamanlarda tanrılar dünyayı kendi aralarında paylaşırken Poseidon tarihe Atlantis olarak geçecek adayı seçti ve onu 10 parçaya ayırarak oğulları arasında paylaştırdı. En büyük ve önemli parçayı ise en büyük oğlu Atlas’a büyük Kral’a verdi. Atlantiğin soğuk ve karanlık sularına batmasının binlerce yıl ardından Atlantis tarihin en büyük bilmecelerinden biri olarak varlığını sürdürüyor. Geçmişte eğer gerçekten böyle bir uygarlık vardıysa tarihçilere göre batışı bir günden daha az bir zaman içerisinde gerçekleşti. Atlantis’in yükselişi ve denizin derinlikleri altında kayboluşu hakkında yaşayan en büyük hikayeler M.Ö dördüncü yüzyılda Yunan düşünür Pluto tarafından kaleme alınmıştı. Atlantis mimarisindeki zevki büyük meyve bahçeleri ve bünyesinde barındırdığı hayvanlarla adeta cennet’ten bir parçayı andırıyordu. Merkezinde bulunan Kraliyet binası yanında Poseidon onuruna inşa edilmiş tapınak ve dış halkalarda düzen içinde yapılanmış konakları ile Atlantis’i kurtarmaya ne muazzam altın hazineleri ne de kendi kurtulma çabaları yetti. Manevi değerlerini kaybeden ve gittikçe yozlaşan Atlantis halkı tanrıların tepkisini çekti ve bu muhteşem uygarlığı çabuk ve olağanüstü bir sona sürükledi. Tarih içerisinde Atlantis zaman zaman diğer gizemli yapı ve yerlerle de bütünleştirildi. Mısır piramitler ve İngiltere’de Stonhenge gibi. Platon’nun anlattığı efsanevi uygarlık hakkında hiç bir zaman somut verilere ulaşılamadı. Ama büyük bir çoğunluk Atlantis’in gümüş bakır ve altından yapılarının okyanusun altında bulunabilmek için parladığıma inanıyor.




Muhteşem Bir Uygarlık


Pluto’nun anlattıklarına göre üç kanal ile çevrelenmiş şehrin merkezinde yanında Poseidon icin yapılmış tapınak ile birlikte yükselen ve önünde geniş bir avlusu bulunan Kraliyet Binası bulunuyordu. Yapılar Poseidon’un en büyük oğlu ve kayıp uygarlığın Kraliyet’in ilk büyük Kralı Atlas tarafından inşa edilmişti. Ama ondan sonra gelen Hükümdarlar güçlerini ve bilgeliklerini gösterebilmek için bu geometrik dehayı kendilerinin yaptığını büyük bir keyifle belirtmişlerdi. Saray’a gelmek isteyen ziyaretçiler binanın önündeki avluya ulaşabilmek için üç kanaldan kalay ve bakırdan yapılmış ve adeta ateşten yapılmışçasına parlayan duvarlar ve onları ayıran büyük kapılardan geçmek zorundaydılar. Bütün yapılar öylesine muhteşemdiki Plato bunları ifade edebilmek için gerekli kelimeleri bulamadığını yazmıştır. Olağanüstü güzellikteki Kraliyet Binası o güne kadar gördüğü ve ondan sonra da hiç bir zaman göremeyeceği bir güzellikteydi Uygarlığın manevi merkezi Poseidon Tapınağıydı. Burada yapılan toplantılarla kanunlar ve kurallar belirlenirdi. Tapınak mimari olarak Atlantislilerin bu alandaki başarısını gözler önüne seren bir abideydi. Etrafı altıntan bir halka ile çevrelenmiş olan bina kuleleri haricinde tamamiyle gümüşle kaplanmıştı. Kalan bu en uzun ve sivri yapılar içinse gene altın kullanılmıştı. Tapınağın iç yapısında da sütün ve duvarlarda yine altın bakır ve gümüş kullanılmıştı. Tapınakta yer alan ve kanatlı altı atın çektiği Poseidon heykeli ise tamamiyle som altında inşa edilmişti. Uygarlığın ilk Kralı ve dokuz kardeşi diğer illerin dokuz prensi ile birlikte her altı ya da yedi yılda bir tapınakta biraraya gelerek toplantı yaparlardı. Bir boğanın kurban edilmesi ve onun tanrılara ikram edilmesi töreni ardından altın tabletler üzerine toplantı notlarını yazarlardı. Akıllıca yönetilen Atlantis halkı uyum içerisinde yaşıyordu. Kalpleri her zaman doğruyu gösteren halk tam anlamıyla asildi.





Zenginlik Onlarada Mutluluk Getirmedi


Uygarlığının en yüksek döneminde Plüto daha doğmadan 9200 yıl önce Atlantis eşsiz bir konuma gelmiş ve kendini her açıdan geliştirmeyi başarmıştı. Yine de tüm Atlantis halkı güç ve üstünlük için hep daha fazlasını istiyordu. Limitsiz ve lüks yaşam tarzı bedelini almakta fazla gecikmedi. Atlantisliler sahip oldukları zenginliğin yükü altında ezildiler ve bütün faziletlerini kaybettiler. Büyük ordularını Yunanistan’ı zaptetmek için kullandılar. Ama Zeus tanrıların Kralı buyruğunu iletti. İnanılmayacak derecede büyük ve tamiyle yok edici bir ceza. Büyük depremler ve dev dalgalar birbirini takip etti bütün uygarlık ardında hiç bir iz kalmamacasına denizin dibine gömülerek cezalandırıldı. Plüto’nun yazdıklarına göre uygarlığın bulunduğu nokta bir daha asla geçilemeyecek ve araştırılamayacak bir hal aldı.




Atlantis ve Gizem İmparatorluğu


12 Nisan 1939′da 22 yaşında genç bir adam transa geçtikten sonra Atlantis’in son günleri hakkında açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalarında Atlantis hemen yok olmadan önce o zamanlar Maya diyarı olarak söylenen ve şimde Yucatan olarak bilinen varlık okyanusu uçan aracı ile geçerek Ülke’ye vardı. Konuşmacı uyuyan şair olarak anılan Edgar Cayce’ti. Transa geçerek geçmişten izlenimler aktardığı için kendisine bu isim verilmişti. Cayce Atlantis Uygarlığında 20 yüzyılda dahi görülemeyecek teknolojilerin kullanıldığını anlattı. Atlantis dibe batmadan önce hava taşıtları ile ülke’den kaçabilen bir gurubun bilgeliklerini ulaşabildikleri her köşeye öğretmeye çalıştıklarını belirtti. Şairin söyledikleri belki o günler için oldukça fantastik olabilirdi. Ama İsa’nın doğumundan 355 yıl önce Atlantis’in hikayesini yazan Pluto ve kuşaktan kuşağa anlatılan bütün hikayeler Atlantis’i bu güne kadar taşıdı. Denizin dibinde keşfedilmeyi bekleyen kayıp bir cennet! Dünya üzerinde çözülmeyi bekleyen birbirinden ilgiç bilmece ve gizemlerin olduğu bir gerçek. Bulardan bazıları hemen her gün görebildiğimiz bina ve yerler. Ama bazıları varki saklı mezarlarında hala keşfedilmeyi bekliyor. 2000′den fazla kitaba sayılamayacak kadar fazla hikaye ve şair’e ilham kaynağı olan Atlantis bu güne kadar pek çok bölgede araştırıldı. Güney Afrika Atlas Dağları’nda Sahara çöllerinde Malta ve Akdeniz adalarında. Tunus ve İspanya’da Yunanistan’da ve Mısır’da. Aynı zamanda kayıp uygarlıklar MU ve Lemuria ile bağlantıları olduğu düşünüldü.



Atlantis Üzerine Araştırmalar


Ignatius Loyola Donnely 1831 yılında Philedelphia’da dünyaya geldi. Hedefleri ve tutukuları olan Donneyl genç yaşta babasını kaybettiği halde annesinin de desteği ile eğitimine büyük bir önem verdi ve başarıyı yakalayarak avukat oldu. Philedelphi’lı politikacı 1856 yılında doğum yerinden ayrılarak Minnesota’ya taşındı. Okumak başlıca tutukularından biri olan bürokrat zamanının büyük bir bölümünü Kongre Kitaplığında geçiriyor ve ayırım yapmaksızın okuyordu. 1870 yılında Jules Verne’in Denizler Altında 20 bin Fersah kitabını okuyan ve burada Atlantis’in kalıntılarını bulan denizaltı araştırmacılarından etkilenen Donnely kendini Atlantis ve onun izlerini bulmaya adadı. 1881 yılında Minnesota’daki evinde kısaca Atlantis adını verdiği kendi kitabını notlarını yazmaya başladı. Gündüzleri iş harininde vakit bulduğunda geceleri de kerosen ışığı altında yazmayı sürdüren Donnely yazdıkça kendini daha çok bu işe kaptırdı. Ona göre Atlantis dünya üzerindeki ilk modern uygarlıktı. Ülkeden ayrılan insanlar dünyanın çeşitli bölgelerine yerleşmiş diğer uygarlıkların doğmasını sağlamışlardı. Hindistan Mısır Amerika ve diğer ülkelerin kökeninde hep Atlantis yatıyordu. Donnely aynı zamanda bu tezini kanıtlayacal delillerde bulmuştu. Mesela Alman bitki bilimcisi Otto Kuntze Asya ve Amerika’daki tropik bitkilerin kökeninin aynı olduğunu belirtiyor ve örnek olartak muzu gösteriyordu. Donnely’de muz’un ilk olarak Atlantis’te yetiştirildiğini ve oradan diğer ülkelere geçiş yaptığı tezini savundu. En öenmli tezi ise birbirinden uzak uygarlıklar arasındaki kültür benzerlikleri oldu. Araştırmaları sonucunda Asya uygarlıkları Amerikan yerlileri ve Orta doğu’daki kültürler arası benzeşmenin sadece bir rstlantıdan ibaret olduğunu kesinlikle reddetti. Ona göre bu ortaklığın tek cevabı kültürlerin tek bir merkezden kayıp Ülke Atlantis’ten geldiği yönündeydi. Donnely adeta baktığı her yerde tezinin kanıtlarını buluyordu. Bronz çağına ait bulunan spiral şeklindeki bir sembolü örnek aldı. Aynı tür buluntulara İskoçya’da İsviçre’de Meksika’da da rastlanmıştı. Mısır piramitleri ile Meksika’daki piramitler arasında da bağlantı kurdu. Farklı ülke dillerini araştırarak aralrındaki benzerlikleri bile kaleme aldı. 1881′de kitabını tamamlayan Donnely adını değiştirerek Atlantis: tarih öncesi Dünya olarak isimlendirdi. 1882 yılında yayınlanan kitap Amerika ve İngiltere’de gerekli ilgiyi gördü. Bu dönem içerisinde zaten popüler olan spiritüalizm ve gizemcilik insanların Atlantis’e ve onun efsanevi hikayesine gerekli ilgiyi göstermesini sağladı. Aynı dönem içerisinde 1864 yılında Fransız bilgin Charles-Etienne de Bopurbourg Madrid Kütüphanesinde yaptığı bilimsel araştırmada Mayalar tarafından kullanılan alfabeyi inceledi. Elinde İspanyol istilacılar tarafından ganimet olarak alınmışs bir tablet bulunan bilimadamı sembolleri tercüme ettiğinde eski bir uygarlıktan söz edildiğini anladı. Sözü edilen uygarlık bir volkan patlaması sonucu okyanusa batmıştı. Adı geçen uygarlık ise bu günkü dile çevrildiğinde ortaya çıkan kelime “MU” oldu. Diğer bilim adamları olaya kuşkulu bakıyordu. Ama ilk Maya harabelerini bulan Fransız arkeolog Augustus le Plongeon bu anahtar alfabeyi ve diğer Maya duvar yazılarını kullanarak kendi araştırmalarını sürdürdü. Plonogeon’un araştırmasına göre MU’nun Kraliçesi Moo’nun kardeşleri arasında amansız bir rekabet yaşanmıştı. Bu rekabet uygarlığı yavaş yavaş yokolma noktasına getirmiş ve Kraliçe Mısır’a kaçarak ve burada İsis adı altında Sfenks’i inşa ettirmiş ve Mısır uygarlığını kurmuştu. MU’nun felakteinden kurtularak ahayatta kalmayı başaran diğerleri Yucatan’a kaçarak hikayelerini yazmışlar ve büyük tapınaklar inşa etmişlerdi. Brasseur ve le Plongeon tarafından Meksika körfezi ve batı karaipler’de battığı öne sürülen Mu ile Atlantis arasında büyük bir benzerlik vardı. Plüto’nun efsanevi uygarlığı Atlantis gibi Mu da 10 ayrı krallığa ayrılmıştı ve Atlantisle aynı zamanlarda yok olmuştu.



Diğer yandan Rusya’da ise Helena Petrova Hahn ise karizmatik kişiliği geçmişe ve geleceğe ait anllattığı hikayeleri ile ilgi kaynağı olan bir kişilikti. Henüz 17 yaşına girmeden Nikifor Blavatsky ile evlenen ve birlikteliği sadece bir kaç ay süren Hahn ömrünün sonuna kadar Madam Blavatsky adını kullandı. Sürekli uykusunda gezen zaman zaman vizyonlar gören ve çok sık seyahat eden Madam Blavatsky Tibet’te yedi yıl kalmış budizmin esaslarını öğrenmişti. Hahn tarafından kurulan Gizli Kuramcılık felsefesi ise iki kitaptan oluşuyordu. Kitaplarında doğudan gelen ruhların kendisine kayıp kıtalar Atlantis ve Lemuria hakkındaki gerçekleri anlattığını açıklıyordu. O ve muritlerine göre Lemuryalılar insan ırkının 7 soyundan üçüncü kökenini oluşturuyordu. Dördüncü kök ise Lemuryalılardan türeyen Atlantislilerdi. Atlantis ve Lemurya’lılar üzerine bir başka araştırmacı ise Avusturyalı Filozof Rudolf Steiner’di. Madam Blavatsky’nin fikir ve çalışmaşlarından oldukça etkilenen Steiner de kendi fikirlerini kaleme aldı. Ona göre Atlantisliler atmosfere kadar yükselebilen uçaklar kullanıyorlardı. Kayıp uygarlıklar üzerine yazılan en ayrıntılı inceleme ise yazar W. Scott Elliot’a ait oldu. Yazara göre Atlantisliler saatte 150 kilometre hız yapabilen ve vrill olarak adlandırılan ve bu gün kullandığımız jet motorları ile aynı itici gücü sağlayan gizemli yakıt ile çalışan uçan araçlar kullanıyorlardı.

Ve Bugün…

‘Kusursuz’ dikdörtgen şekillerin Galler büyüklüğünde olduğu ve 4 kilometre derinlikte yer aldığı belirtildi. Birbirini direkt kesen belirgin çizgiler adeta bir haritayı andırıyor. Şekillerin doğal yollarla oluşamayacak kadar düzgün olması dikkat çekiyor.










Günümüzde yapılan sıradışı keşif okyanus bilimcileri ve jeofizikçileri harekete geçirdi. Harabe olduğu sanılan su altı şekilleri Afrika kıtasının batı sahillerine 997 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Atlantis’ten bahseden filozof Platon kıtanın M.Ö 9700′de yani yaklaşık 12 bin yıl önce sulara gömüldüğünden bahsetmişti. New York Üniversitesi’nden arkeoloji kuratörü doktor Charles Orser keşfi büyüleyici olarak niteledi. Orser Şekiller Platon’nun tarif ettiği bölgede bulunuyor. Kesinlikle daha yakından bakılmayı ve araştırılmayı hakediyordedi.

Platon’un diyaloglarında gömülü bir hikâye halinde olan Atlantis genellikle filozof tarafından kendi politik teorilerini anlatmak için oluşturulmuş bir efsane olarak görülüyordu. Ancak dünyanın her yerinden bilim adamları bu kıtanın gerçek olabileceğine dair çok sayıda araştırma yapsa da şu ana kadar net bir kanıt bulunamadı.


KoraY_c isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler:
LoRD (04-07-2009)
Reklam Alanı
Alt 04-07-2009, 02:50   #2 (permalink)
Bağımlı Üye
 
LoRD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Sep 2008
Konum: ιѕтαηвυℓ | мєякєz
Mesajlar: 668
Konular: 32
Teşekkür Etti: 410
Teşekkür Aldı: 173
Rep Gücü: 11
Rep Puanı: 893
Rep Derecesi : LoRD is a splendid one to beholdLoRD is a splendid one to beholdLoRD is a splendid one to beholdLoRD is a splendid one to beholdLoRD is a splendid one to beholdLoRD is a splendid one to beholdLoRD is a splendid one to behold
LoRD - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

GErçek mi acaba
LoRD isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
atlantis, atlantis hakkinda, atlantis'in sirri, kayip sehir atlantis, kayip sehir atlantis bilgiler, kayip sehir atlantis hakkinda, kayip sehir atlantis hakkinda teoriler

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kemikler, kayıp Hasan Ergül’e ait Ye$iL Yurtiçi 0 23-06-2009 11:07
Atatürk hakkında 30 bilinmeyen "EcheloN" Mustafa Kemal Atatürk 1 21-05-2009 00:57
Levi’s®’ta Trend Modern Şehir Çetelerinin Stilleri ! ÖnSezi Bayan Modası 0 18-12-2008 17:48
Kayıp şehir bulundu ÖnSezi Yurtdışı 0 04-12-2008 12:41
Atlantis Picture Collections (rivers) |aLtAn| Wallpaper 0 06-09-2008 19:02


Saat: 20:56.

'İnsanın cemali, sözünün güzelliğidir; kemâli, işlerinin doğruluğundadır.'



Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc.

Lida - Bayrakçı - ARABA OYUNLARI - kraloyun

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507